YENİ TÜRKİYE DÖKÜLÜYOR, İNSANLARIMIZ ÖLÜYOR !

0
45 views

Odamız tarafından oluşturulan heyetin Karaman‘ın Ermenek ilçesindeki Pamuklu Köyü yakınlarında bulunan kömür ocağında meydana gelen su baskınının ardından bölgeye giderek yaptığı incelemeler ile ilgili değerlendirmeler basın toplantısıyla kamuoyu ile paylaşıldı.

Odamız tarafından oluşturulan bir heyet Karaman‘ın Ermenek ilçesindeki Pamuklu Köyü yakınlarında bulunan kömür ocağında meydana gelen su baskınının ardından bölgeye giderek incelemelerde bulundu. Heyetimizin maden sahasında yaptığı incelemeler ile ilgili değerlendirmeler 4 Kasım 2014‘te yapılan basın açıklaması ile kamuoyu ile paylaşıldı.

Basın açıklaması şöyle:

 YENİ TÜRKİYE DÖKÜLÜYOR !!!

 İNSANLARIMIZ ÖLÜYOR !!!

Bu ülkenin emekçileri Soma`da, Şırnak`da, Bartın-Amasra`da ve Ermenek`te ekmek parası için madenlere iniyor madenlerde ölüyor; Demokratik hakları için meydanlara çıkıyor meydanlarda ölüyor; tarlaya çalışmaya gidiyor dayıbaşının tuttuğu araçta yollarda ölüyor; Rezidansta asansör düşüyor inşaatta ölüyor, umut yolcuları denizlerde ölüyor… 

Bu ülkenin çocukları ekmek almak için evden çıkıyor sokakta ölüyor; kadınları erkek şiddetinden ölüyor.

 

Bu ölümler karşısında yetkililerden duyduğumuz tek açıklama ise “Ölümün bu işin fıtratında olduğu”; duyarsızlık, umarsızlık, çözümsüzlük adına herşey onlarda; ekmek parası için madenlere inilmese, tarlaya araçla gidilmese, inşaata çalışılmasa, meydanlara çıkılmasa, asansöre binilmese, yani “yemek ocakta yenilmese” bunlar yaşanmazdı, Onlara göre sorumlu sadece emekçilerin kendisi.

Değerli Basın Emekçileri,

Karaman İli Ermenek İlçesi Takan Deresi Mevkiinde yer alan ve  Hasşekerler Madencilik Ltd. Sti.`ye ait kapalı ocak kömür işletmesinde, 28.10.2014 tarihinde saat 12.15 civarında, öğle yemeği molası esnasında  “galeride su baskını”  meydana gelmiş, 26 işçinin 8`i kendi olanakları ile kurtulurken, 18 maden emekçisi ise yeraltında mahsur kalmıştır. Olayın üzerinden 7 gün geçmesine karşın halen işçilere ulaşılamamıştır.

Olayın haber alınmasından hemen sonra Odamız Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri facianın meydana geldiği kapalı ocak kömür işletmesinin bulunduğu bölgeye hareket etmiş, daha sonra Ankara`dan Genel Merkez Yönetim Kurulu ve Odamız Bilimsel Teknik Kuruldan oluşan bir heyet de olay yerine intikal etmiştir. Odamız heyetinin olay mahallinde yaptığı gözlem ve incelemeler, kurtarma çalışmalarına katılan yetkili kişi ve çalışanlar, yerel halkla yaptığı görüşmeler ile ocakta yer alan yeraltısuyun kökenine ilişkin olarak ocaktan çekilen sudan alınan numuneler üzerinde yaptığımız deneysel araştırmalar sonucunda ulaştığı “ön bilgileri”, kamuoyunun bilgilenmesi adına bugün sizlerle paylaşıyoruz.

Önümüzdeki günlerde, elde ettiğimiz tüm verileri ve değerlendirmelerimizi olay yerinin jeolojik-hidrojeolojik modellemesi ile kömür jeolojisi özellikleriyle birlikte bütünlüklü bir rapor kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Bu aşamada, maden faciasına ilişkin olarak 28-29 Ekim tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz saha çalışmamızda ulaşılan “ön bilgi sonuçları” aşağıda sunulmaktadır. 

  1. Karaman İli Ermenek İlçesi Takan Deresi Mevkiinde yer alan Ermenek Cenne kömür sahası 1960 ‘lı yılardan beri bilinmekte olup, saha; çoğunluğu küçük işletmeler olmak üzere yaklaşık 55-60 yıldır işletilmektedir. Bölgeye ilişkin en son ruhsat 2007 yılında 1260 ruhsat numarası ile 10 yıllık süreyle “Ermenek Cenne Linyit Kömürü Ltd. Şti`ne verilmiştir. Söz konusu şirketin işletme ruhsatının 2017 yılına kadar süresi olduğu bilgisi edinilmiştir.
  2. Ermenek Cenne Linyit Kömürü Ltd. Şti` ne verilen ruhsat alanı, 1421 hektar olup, 812 hektarlık alanda işletme izni bulunmaktadır. Ruhsat sahasında yapılan incelemede; 5 adet firma tarafından (Ermenek Özkar Madencilik, Hasşekerler Madencilik Ltd.Şti, Özmerkez San. Tic Ltd.Şti, Turab Madencilik San. Tic.Ltd. Şti., Uyarlar Madencilik San.Tic.Ltd.Şti.) Rödovans sözleşmesi ile üretim  gerçekleştirildiği belirlenmiştir.
  3. Yetkiler ile yapılan görüşmelerde; ruhsat sahibi firma tarafından rödovans sözleşmesi ile üretim izni verilen ve yukarıda belirtilen Ermenek Özkar Madenciliğin (3), Hasşekerler Madencilik Ltd.Şti`nin (1), Özmerkez San. Tic Ltd.Şti`nin(1), Turab Madencilik San. Tic.Ltd. Şti`nin (3)., Uyarlar Madencilik San.Tic.Ltd.Şti. olmak üzere aynı ruhsat sahası içinde toplamda 8-9  tane kapalı kömür ocağının bulunduğu belirtilmiştir. 
  4. Ruhsat sahibi firmanın kamuya yaptığı bildirimlerde; 
  •  2010 yılında;  yaklaşık 88 000ton
  • 2011 yılında; yaklaşık 97.000 ton
  • 2012 yılında; yaklaşık 178.000ton
  • 2013 yılında: yaklaşık 179.000 ton

    üretim yapıldığı bilgisi edinilmiştir.

    Ancak, bazı yerel kaynaklar tarafından dile getirilen; halen işletilen ocak sayısının belirtilenden daha yüksek olduğu, kamuya bildirilmemiş bazı kaçak ocakların da bulunduğu; ayrıca havzada yer alan ocaklarda 1000-1200 civarında işçinin çalıştığı ve üretim miktarlarının da bildirilenden daha fazla olabileceği iddiaları da araştırılması gereken önemli konuları oluşturmaktadır.

  1. Olayın meydana geldiği ruhsat sahasında; Hasşekerler Madencilik Ltd.Şti. rödovansçı olarak faaliyet göstermektedir. Sahada kurulan AFAD koordinasyon merkezinden alınan bilgiye göre; ocak ağız kotunun 922 m. ve Y:479407, X:4055105 koordinatlarında olduğu, ocağın en derin noktasının  + 740 ila 750 m., ocak ana galeri uzunluğunun 375 m. ve eğiminin 30 derece dolayında olduğu, galerinin 200 m. civarında yerin altına girdikten sonra ters V şeklinde döndürülerek baş yukarı doğru 770 m. kotlarında sonlandırıldığı ifade edilmiştir.

    Ayrıca ocak desandre kesit alanının 8-9 m2 civarında bulunduğu, ocakta ağaç tahkimatın kullanıldığı,  üretimin ise oda topuk yöntemi ile gerçekleştirildiği belirtilmiştir.

  2. Ocak çalışanları ve yetkililerle yapılan görüşmede; ocak içinde işçilerin çalıştığı panoların 750-775 m. kotları arasında oldukları, ani su baskınının ise tavandan tahkimatı yıkarak geldiği ve 822 kotuna kadar yükseldiği ifade edilmiştir. Son yapılan açıklamalarda ise su kotunun halen işçilerin çalıştığı kota indirilemediği ifade edilmiştir. 
  3. 18 işçinin mahsur kalmasına yol açan su baskını olayında değişik kaynaklarca “10-12 bin ton suyun alt kotlara doğru (bir su patlaması şeklinde) ani akışa geçtiği ” ifade edilmiştir. Bazı uzmanlar tarafından basın yayın organlarına yapılan ilk açıklama ve değerlendirmelerde; su basması olayının; 

    a- Ocak işletme üst kotlarında yer alan eksi maden ocağı galeri veya boşluklarına dolan yeraltısuları,

    b-Karstik boşalıma uygun litolojik birimlerin varlığı ve jeolojik yapı,

    c- Üretim kotlarının Ermenek Barajı seviyesinin altına inmiş olabileceği ve barajın olası etkileri,

    gibi üç ana nedeninin olabileceği ihtimalleri üzerinde durulmuştur.

    Bölgede yer alan kömür tabakaları, yeraltı suyu taşıma ve iletme özellikleri çok düşük olan kırıntılı birimler içerisinde oluşmuşlardır. Kömür tabakalarını da içeren bu katmanların tabanında ve çevresindeki temel kayalar da benzer şekilde su taşıma ve iletme özellikleri düşük jeolojik oluşuklardır. Bununla birlikte, bu temel kayaların içerisinde yer yer önemli hacimlerde yeraltısuyu taşıyabilen bloklar bulunabilmektedir. Bu tür blokların maden ocağı tabanında veya çevresinde bulunup bulunmadığı; kömür katmanıyla doğrudan temas halinde olmamasına karşın bir fay aracılığıyla maden ocağı ile bağlantı kurup kuramayacağı konularında herhangi bir bilgi elde edilememiştir. Bu tür bilgiler, işletme öncesi alanda yapılması gereken ayrıntılı jeolojik-hidrojeolojik çalışmalardan elde edilebilecek bilgilerdir. İşletme öncesi bu çalışmaların yapılıp yapılmadığı halen bilinmemektedir. Mevcut jeoloji haritalarından, alanda temeli oluşturan kayalarda bulunabilecek bloklarda depolanan yeraltısularının maden ocağına ani boşalımının küçük bir olasılık olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, bu tartışmalara açıklık getirmek amacıyla heyetimiz tarafından ocaktan atılan suda ve yakın alanda bulunan doğal su kaynağında yerinde ölçümler yapılmış; bu sulardan numuneler alınarak izotop analizi gerçekleştirilmiş, yapılan deneysel çalışmalar sonucunda suyun  büyük bir olasılıkla “ocak işletme üst kotlarında yer alan eski maden ocağı galeri veya boşluklarına yağışlardan süzülerek biriken  sularından kaynaklanmış olabileceği ortaya konmuştur.

    Tahliye edilen suyun, çevredeki yeraltısuyundan yaklaşık 4 kat daha yüksek oranda çözünmüş madde içerdiği belirlenmiştir. Duraylı izotop içeriği, maden ocağından tahliye edilen suyun, bölgedeki yeraltısuyu izotop içeriği ile kıyaslandığında, belirli oranda buharlaşma etkisi altında kalmış olduğunu ortaya koymuştur. Maden ocağının bulunduğu alanda, yeraltısularında buharlaşma etkisi iki şekilde gözlenebilir: Baraj gölünden beslenme veya terkedilmiş galerilerde biriken ve uzun süre atmosfer (galeri havası) ile etkileşim halinde kalan sular. Maden ocağının en derin noktasındaki kotun (740-750 m), ocağa en yakın baraj olan Ermenek Baraj gölünün maksimum su kotundan (694 m) daha yüksek olması ve su baskınından sonra ocaktaki su seviyesinin 820 m kotuna yükselmesi birinci olasılık olan baraj gölünden beslenmeyi olanaksız kılmaktadır. Bu nedenle, buharlaşma etkisi, terkedilmiş galerilerde bekleyen sularla ilişkilendirilmiştir.

  4. Bu bilgi ışığında heyetimizce yapılan değerlendirmede; Has Şekerler Madencilik Ltd. Şti tarafından işletilen ve kapalı ocak kömür ocağı işletmesinin üst kotlarda bulunan eski galerilerde biriken suların, emniyet olarak bırakılan galeri duvarlarının zayıflaması ve sonuçta yıkılmasıyla halen faaliyette bulunan alt kotlardaki galerilere doğru ani bir şekilde boşaldığı güçlü bir olasılık olarak görülmüştür. 

Bu durum da göstermektedir ki; Ermenek`de meydana gelen bu olayın yine bir faciaya dönüşmesinin temel teknik nedenlerinin başında, çalışma alanının işletme öncesinde yapılması gereken jeolojik ve hidrojeolojik yapısının ortaya konmasını sağlayacak çalışmaların yapılmaması veya yeterli yetkinlikle yapılmaması ve buna bağlı gelişen jeolojik-hidrojeolojik risk ve tehlikelerin önemsenmeyerek göz ardı edilmesi gelmektedir. 

Bölgede daha önce yapılan tüm jeolojik ve hidrojeolojik çalışmalarda, bölgede yapılacak kömür madenciliği kazılarının “havzadaki yeraltısuyu seviyesinin altında olacağını”; gerek üretim esnasında yeraltı suyunun girebileceği, gerekse terk edilmiş galerilerde yeraltı suyunun birikebileceği öngörmüştür. Nitekim, su baskınına, daha önce üretim yapılan ve terk edilen bölümlerde biriken yeraltısuyunun çalışma alanına gelmesini engelleyecek şekilde yeteri kadar emniyet topuğu bırakılmaması veya bu topuk kısmına üretim amaçlı müdahale edilmesi nedeniyle yıkılmanın meydana gelmesi bu öngörüleri doğrular niteliktedir. 

Diğer taraftan Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği`nde belirtilen; 

  • Eski çalışma yerleri, ocak içinde veya çevresinde su bulunması muhtemel tabakalar, faylar ve su kaynakları gibi doğal ve arızi su birikintilerinin durumu, genişliği ve derinliğiyle ilgili bütün bilgilerin, ayrıntılı olarak imalat haritalarına işlenmesi,
  • Çalışmanın bittiği yerlerle terk edilmiş katlar, çalışılan yerlerden ve hava yollarından topuk veya gaz sızdırmaz barajlarla ayrılması,
  • Tehlikeli miktarda su veya akıcı malzeme bulunduran veya eski imalat tabakaları arasında kazılmakta olan kuyularda, çalışanların gerektiğinde kuyudan derhal çıkmalarını sağlayacak tedbirler alınması,
  • Yeraltı suyunun tehlikeye neden olacağı ocaklarda çalışılmakta olan yerler yakınında, zararlı gazların bulunma ihtimali olan su birikintilerinde, eski çalışma yerleri ve buralardaki sularda uzunlukları 25 metreden aşağı olmamak üzere alın yönünde kontrol sondajı yapılacağı,
  • Suyla dolu olduğu bilinen veya bundan kuşkulanılan arazi tabakaları altındaki ocaklarda, suyun bu ocaklarda herhangi bir tehlike oluşturmasını önlemeye ve çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamaya yönelik bir emniyet topuğu bırakılacağı  

gibi hususlar başta olmak üzere  işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik tedbirlerin bu ocakta alınmadığı görülmektedir.

Ocakla ilgili yapılan denetimlerde de benzer tespitler yapılmış ve cezai işlemler uygulanmış, ancak ocak kapatılmamıştır. Ocağın kapatılmamasının gerekçesi ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından ” 50 kişi araya giriyor” denilerek itiraf edilmiştir.

Yukarıda  yaptığımız tespitler  çerçevesinde bir kez daha soruyoruz, 

  • Ermenek Cenne Linyit Kömürü Ltd. Şti`  kendisine ait olan ruhsat sahasını Rödovans sözleşmesi ikinci şirketlere kiraya verirken ülkemizi gibi riskli jeolojik yapıya sahip bir ülkede şirketlerin daha önce madencilik alanında bir deneyiminin bulunup bulunmadığı, bir altyapı ve donanıma sahip olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmış mıdır? 
  • Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı 2005 yılında yaptığı düzenleme ile ruhsat sahibi şirketlerin yapacakları rödovans sözleşmeleri konusunda MİGEM`in taraf olunmasından çıkarılmasında ne tür bir kamu yararı görülmüştür?  Kamu ihale kanuna göre bir ihale girebilmek için aranan yeterlilik ve daha önce bu konuda iş bitirme veya çalışma koşulu bu şirketler için aranmış mıdır?
  • 1960`lı yıllardan beri sahada kömür işletmeciliği yapıldığı bilinmesine rağmen Ermenek Cenne Linyit Kömürü Ltd. Şti 2007 yılında ruhsat aldıktan sonra gerekli jeolojik ve hidrojeolojik araştırmaları yapmış mıdır? Yapılmış ise daha önce üretim yapılan ocaklara ait imalat haritaları hazırlanmış mıdır?
  • Bölgede yerel halk ve madende çalışanlarla yapılan görüşmelerde 1000`nin üzerinde insanın çalıştığı bu sahada, kamuya bildirilen üretim rakamları baz alındığında üretimin çok düşük olduğu ifade edilmektedir. Firma tarafından kamuya, gerçek üretim rakamlardan daha düşük üretim miktarlarının gösterildiği yönündeki iddialar doğru mudur?   
  • Bölgede şu an itibariyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bildirilmeyen kaçak ocak işletmesi bulunmakta mıdır?
  • Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği”nin “Yeraltı Maden İşlerinin Yapıldığı İşyerlerinde Uygulanacak Asgari Özel Hükümler”ine uyulmuş mudur? Varsa “imalat haritaları” kimler tarafından hazırlanmış ve denetlenmiştir? Şirket bünyesinde bu haritaları hazırlayacak jeoloji mühendisi istihdamı sağlanmış mıdır?
  • Dünyanın hangi ülkesinde özel prosedürlere ve teknolojik uygulamalara konu edilen “madencilik faaliyeti” bu konuda yetkin kuruluşlar yerine, Başbakanlık gibi idari bir birimce takip edilmekte ve ruhsat izni verilmektedir? 

sorularına gerek yapılacak idari, gerekse adli soruşturmalar da açık yanıt verilmelidir. İnsan canının ve kamu kaynaklarının heba olmasına neden olan sorumlular yargı önüne çıkarılarak, gerekli bedeller kendilerinden tahsil edilmelidir.

Değerli Basın Emekçileri,

Ortaya koyduğumuz konular faciaya neden olan teknik gerekçeler olup, bu saptamalar  insandan değil, piyasadan yana siyasal ekonomik bir tercihin ortaya çıkan sonuçlarını oluşturmaktadır. Soma`da, Şırnak‘ta, Ermenek`te, Amasra`da yaşadığımız ve iş cinayetlerine dönüşen olayların asıl sorumlusu kamusal varlıklarımızı ve hizmetleri özele ve talana, açan, emekçiyi güvencesiz çalışmaya ve daha fazla ölüme zorlayan politikalardır. 

Çok tehlikeli bir işkolu olan madencilikte özelleştirme ve taşeron uygulaması sonucunda, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında standartlar önemli oranda düşmüş, işverenlerin daha fazla kar için daha fazla üretim anlayışı insan hayatının önüne geçmiştir.

Kömür madenciliğinde Çin`de milyon ton başına düşen ölüm sayısı 1.27 iken, bu oran Türkiye`de 7,2 dir. Üretilen kömüre oranla ölümlü iş kazasında Türkiye  açık ara dünyada birinci sıradadır. Ancak,  biz biliyoruz ki Madenciliğin fıtratında ölümler yoktur ve yaşananlar doğal afet değildir. Ülkemizde birer cinayete dönüşen  “iş kazaları” nı  önlemek elimizdedir.  Gerekli önlemler alındığında kazasız, ölümsüz bir çalışma hayatı mümkündür  

Soma ve Ermenek faciaları bizlere bir kez daha göstermiştir ki özelleştirme, taşeronlaştırma politikaları terk edilmeden, bilime ve tekniğe gerekli önem verilmeden, her koşulda işin sürekliliğini ve işvereni önceleyen iş sağlığı ve güvenliği yerine çalışanı merkezine alan işçi sağlığı ve işçi güvenliği anlayışı yerleştirilmeden, sözde değil özde denetimler yapılmadan bu facialar sona erdirilmeyecektir. 

Bugün, Ülkemizde ruhsatlı ancak riskli yüzlerce maden işletmesi ile başta Şırnak olmak üzere en ilkel yöntemlerle madenciliğin yapıldığı sayısız kaçak kömür ocağı bulunduğu bilinmektedir.   Eğer riskli ve kaçak işletmelerde üretim hemen durdurulmaz ise Soma`da, Has Şekerler‘de yaşanan durumun aynısının yaşanması “an meselesidir”.

ARTIK MADENLERDE, MEYDANLARDA, İNŞAATLARDA, TARLA YOLUNDA İNSANLARIMIZ ÖLMESİN!!!!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu