YENİ NESİL SANAYİ ‘ENDÜSTRİ 4.0’ PANELİ

0
45 views

EMO Eskişehir Şubesi ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin birlikte düzenledikleri “Yeni Nesil Sanayi Endüstri 4.0 Paneli” yoğun katılımla gerçekleştirildi. Panelde, akademisyenler, kurum, kuruluş ve sektör temsilcileri tarafından; büyük veri analitiği, akıllı robotlar, nesnelerin İnterneti, bulut bilişim ve siber güvenlik gibi kavramlar ile teknolojik gelişmeler irdelenerek, Endüstri 4.0’ın Türkiye ve dünyayı nasıl etkileyeceği ve bu konuda neler yapılması gerektiği tartışıldı.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Eskişehir Şubesi`nin, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ile birlikte düzenlediği Yeni Nesil Sanayi ‘Endüstri 4.0` Paneli, 14 Ekim 2016 tarihinde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi`nde geniş katılımla gerçekleştirildi.

Panelin açılışında konuşan EMO Eskişehir Şube Başkanı Hakan Tuna, Endüstri 4.0`ın genel hatlarıyla “robotların üretimi tamamen devralması, yapay zekanın gelişimi, üç boyutlu yazıcılarla üretimin fabrikalardan evlere inmesi, devasa miktardaki bilgi yığınının veri analizleriyle ayıklanıp değerlendirilmesi” ve daha birçok yeniliklerle incelenebileceğini kaydetti. Tuna, Vikipedi`de ise “üretim sektöründeki önemli endüstriyel devrimler sonrası, ülkeler ve şirketler küresel boyutta yaşanan bu değişimlere ayak uydurmak zorunda kalmış ve artan rekabet koşulları arasında rekabet üstünlüklerini devam ettirebilmek amacıyla bazı stratejiler geliştirmişlerdir. Almanya`da gündeme gelen Endüstri 4.0`da bu stratejilerden birinin adıdır” tanımının yer aldığını belirtti. Tuna, “Bu farklı bakışta gizlenen amaç beni ürkütüyor. Endüstri 4.0 düşük üretim maliyeti avantajını kullanan Doğu ülkelerinin elindeki rekabet avantajının, akıllı sistem ve araçlar ile yeniden Batı ülkelerinin eline geçişini amaçlamaktadır. Bunun avantajları ve dezavantajları ne olabilir?” sorusunu yöneltti.

Tuna, konuşmasına şöyle devam etti:

“Günümüzde inanılmaz hızda gelişen teknoloji, Endüstri 4.0 devriminin kaçınılmaz olduğunu bize gösteriyor. Endüstri Devrimi`nin halkımız üzerinde yaratacağı etkileri görebilmek ve kestirimci tanımları konusunun uzmanı panelistlerimizden almak amacıyla düzenlediğimiz etkinliğimizde EMO Eskişehir Şubesi olarak asıl hedefimiz kamunun aydınlatılması yönündeki sorumluluğumuzu yerine getirmektir. Endüstri 4.0 dönüşümünün ortaya çıkaracağı farklı nitelikteki insan kaynağını yetiştirmek görevi eğitim kurumlarına düşmektedir. Üniversiteler burada önemli bir role sahiptir. Sanayiye yetişmiş insan gücünü sağlayacak altyapıyı, ihtiyaçlara göre tanımlanmış disiplinler arası lisans ve lisansüstü programlar ile üniversitelerimiz sağlayacaktır.”

“Uygarlık Büyük Değişimler Gösteriyor”

EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Hüseyin Önder, uygarlığın teknolojik gelişmelere paralel olarak büyük değişimler gösterdiğine işaret etti. “Buharın yarattığı büyük dönüşümün ardından elektriğin günlük hayata girişi ve vazgeçilmez bir noktaya gelmesini bilgisayar ve İnternet ile gelişen bilişim dünyası izlemiştir” diyen Önder, bugün sözü edilen Endüstri 4.0 hakkında şu görüşleri dile getirdi:

“Kimilerinin dijitalleşme, kimilerinin nesnelerinin İnterneti olarak ifade ettiği bu gelişmelere ilişkin kavramsal bir uzlaşmaya varılmamış olmakla birlikte Endüstri 4.0 ifadesi öne çıkmaktadır. Pek çok teknolojik gelişme Endüstri 4.0 kapsamında sayılan değişiklikler olarak sıralanabilmektedir. Yapay zekadan robotik sistemlerin kullanımına, insansız araçlardan, makinaların birbirleriyle konuşabilmesini sağlayan yazılımlara, büyük veri kavramından analiz ve uygulamalara varıncaya kadar pek çok teknolojik yenilik ve değişimden söz edilebilir. Bu gelişmelerin hem insanların günlük yaşamında, hem de reel sektör üzerinde önemli etkileri olması beklenmektedir.”

“Teknoloji Toplum Yararına Kullanılmalı”

Tüm dünyada aralıkları sıklaşan ve neredeyse süreğenleşen ekonomik bir kriz ortamı bulunduğuna dikkat çeken Önder, “Endüstri 4.0 da bu kapsamda ekonomik verimlilik kriterini bir üst düzeye çıkarma arayışı olarak görülmektedir. Yani ucuz işgücü ve beyin göçünün ardından yerel olarak yeni ve iyi fikirlerin patentlerine sahip olmaya dayalı kapitalist sistem, bunu bir adım öteye taşımak istemektedir” dedi.

Teknolojiye insanı temel alan bir anlayışla bakılması gerektiğini vurgulayan Önder, TMMOB`nin yıllardır süren geleneğinde de bu esasın bulunduğunu kaydetti. Teknolojik gelişmelerin toplum yararına kullanılması gerektiğini anlatan Önder, şöyle konuştu:

“Sermayenin kar oranını artırmak için verimliliği yükseltme temeliyle yaklaştığı Endüstri 4.0`a bizler insanlığa neler getirdiğini değerlendirerek bakacağız ve daha da ötesi bu gelişmelerin insanlığın yararı için planlanıp kullanılması için ısrarcı olmak zorundayız. Bu çerçevede iş dünyasının fırsat olarak gördüğü Endüstri 4.0`ın istihdam üzerinde yaratacağı olumsuz etki üzerinde durulması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tabii ki istihdamı azaltacak olması sorununa; tarihte örneklerini gördüğümüz gibi iş makinalarına saldırılması ya da teknoloji düşmanı olmak şeklinde yaklaşmak mümkün değildir. Ancak hem iş dünyasının hem iktidarların bu konuda ciddi bir planlama içine girmesi gerekmektedir. Teknolojinin insanlar için olduğu temelinden hareket edildiğinde çalışma saatlerinin kısaltılması gündeme getirilmelidir. Bu öneri özellikle mavi yakalı olarak kavramlaştırılan çalışan kesim için önemlidir. Beyaz yakalılar için ise bu sorun karşısında çok daha boyutlu çözüm önerileri geliştirilmesi gerekmektedir.”

İstihdam ve İş Güvenliğinde Sorun…

Endüstri 4.0`ın mühendisler açısından da ciddi bir istihdam ya da iş güvenliği sorunu yaratabileceği uyarısında bulunan Önder, “Mühendisler geliştirdikleri yeni ürün, yazılım ve tasarımlarını belki daha kolay ve erişebilir bir pazara sunma şansına erişeceklerdir. Ancak çok sınırlı sayıda mühendisin önemli gelir sağlayabileceği, geriye kalan mühendisler için ise zorlu bir sürecin yaşanacağı görülmektedir. Bu piyasada iş güvenliğinden ya da gelecek güvencesinden de söz etmek mümkün değildir” diye konuştu.

Türkiye`de mühendis gereksinime yönelik hiçbir planlama olmadığı gibi, her geçen gün artan mezun sayısına paralel olarak işsizlik oranının yükseldiğine işaret eden Önder, bu durumun ülkedeki mühendislik eğitiminin de yeni baştan gözden geçirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Gelişen teknoloji karşısında Türkiye`nin üreten değil tüketen bir ülke, yani pazar olarak görüldüğüne dikkat çeken Önder, “Bu kapsamda mühendislik mesleği de ülkemizde tasarımcılık ve yaratıcılıktan uzak bir şekilde büyük ölçüde satış, pazarlama, montaj ve bakım süreciyle ilişkili olarak sürdürülmektedir. Öncelikli olarak Endüstri 4.0 sürecine yönelik hem teknolojik gelişmelerin gerisinde kalınmaması, hem de istihdam sorununu içerecek şekilde bütüncül bir yaklaşımla strateji ve planlamalar yapılması zorunludur” dedi.

Önder, düzenlenen panelin Endüstri 4.0`ın teknolojik olarak ne gibi değişiklikler içerdiğinin anlaşılması açısından büyük yararlar sağlayacağını vurguladı.

“10 Yıl İçinde 500 Bin Mühendise İhtiyaç Olacak”

ESOGÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rifaz Edizkan, Endüstri 4.0 ile ilgili gelişmelerin kendilerine sorumluluk yüklediğini belirtirken, bu alanda çalışacak akademisyen ve öğrencileri desteklerini kaydetti. EMO ile birlikte düzenledikleri Endüstri 4.0 Paneli ile toplumsal bir hizmeti yerine getirdiklerini anlatan Edizkan, etkinliğin kamuoyunu aydınlatmayı ve farkındalık yaratmayı amaçladığını vurguladı.

Türk Elektronik Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddık Binboğa Yarman, yazılım, araştırma ve yeni ürünlerde görev almak üzere 10 yıl içinde 500 bin kişilik bir mühendis ordusuna ihtiyaç olduğunu söyledi. “Endüstri 4.0” yerine “Endüstride Sayısal Devrim” ifadesini kullanmayı tercih ettiklerini belirten Yarman, EMO`nun bu etkinlik ile öncülük yaptığını kaydetti.

Endüstride en çok kaliteli mühendis, teknisyen ve hizmete ihtiyaç duyulduğunu anlatan Yarman, “Bu kaliteyi bugünkü düzeyle sağlamak mümkün değil. Dünyada birçok Batılı ülke muazzam fark attılar; teknoloji geliştiremeyen ülkeler ise geride kaldılar. Eğer biz dünyanın bilim ve teknoloji akışına, üretim altyapısına ayak uyduramazsak böyle bir gerilik söz konusu olacak” dedi.

“Üniversiteler Gelişmenin Öncüsü Olmalı”

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen, üniversitelerin toplumdaki gelişmelerin öncüsü olmak ve her alanda rehberlik etmesi gerektiğine işaret etti. Osmangazi Üniversitesi olarak da her türlü gelişmenin ve yeniliğin öncüsü olma işlevlerini sürdürmek istediklerini anlatan Gönen, “Sanayide geri kalmış olmak, ülke olarak geri kalmış olmayı ifade ediyor. Bu nedenle ülkemizin bu alanda alacağı tavır, bundan sonraki nesillerin geleceği açısından çok önemli olarak değerlendirilmelidir” diye konuştu.

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Savaş Özaydemir, bilgi teknolojilerinin tufan gibi geliştiğini, verimliğinin arttığını ve Batı`nın üretimi kendisine çektiğini kaydetti. Özaydemir, “Bu cihazlar giderek akıllanıyor, karar veriyor, birbiriyle haberleşiyor, farklı cihazlarla ve veri tabanlarıyla haberleşip, hayatımızı kolaylaştırma çalışıyorlar. Gelecekte üzerinden elektrik geçen her şey İnternet`e bağlanacak. Nesnelerin İnterneti hayatımızda yerini alıyor” dedi.

Türkiye`nin proses (süreç) tasarlaması ve imal etmesi gerektiğini savunan Özaydemir, “Temel olarak da gençleri süratle seçip, eğitmeliyiz. Sadece tasarımda başarılı olmamız yeterlidir, component üretmek için kaynak harcamayalım, mevcut üreticilerden alalım. Mühim olan inovatif ürün ve prosestir” diye konuştu. Özaydemir, Endüstri 4.0 ile ilgili olarak “Bu trenin son vagonuna binelim arkadaşlar” çağrısında bulundu.

Akıllı Şehir Projeleri…

Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, akıllı şehirler ile ilgili olarak yürüttükleri projeler hakkında bilgi verdi. Ataç, Avrupa Komisyonu`ndan aldıkları 5 milyon Avro hibe ile Aşağı Söğütönü`nde 30 dönüm alanı kapsayan içinde 57 villanın yer aldığı Yaşam Köyü`nde “Akıllı Kentsel Dönüşümün Hızlandırılması İçin Yenileme Modeli” adlı bir proje başlattıklarını bildirdi. Projenin 60 ay süreceğini kaydeden Ataç, elektrik ve doğalgazın en az düzeyde kullanılması ve enerji kayıplarının düşürülmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yapacaklarını söyledi. Ayrıca ulaşım için 4 tane elektrikli otobüs ve 22 tane hibrit araç aldıklarını bildiren Ataç, “Türkiye`de elektrik otobüsü kullanan ilk belediyeyiz. 8 kilometre bisiklet yolu yapacağız, 30 tane elektrikli bisiklet alacağız. Daha sonra bütün sistemi izleyen bir portal kurulacak, otobüse kaç kişi biniyor, binalarda kaçak var mı vs. görmek için. Burada esas amaç, bu sistemi bütün kente yayabilmek, ülkeye yayabilmek” diye konuştu.

Ataç, zihinsel engelli çocuklar için kurdukları montaj atölyesinin de etkin biçimde çalıştığını belirterek, “Çocuklar 6 ay içinde organizeden gelen hatalı parçaları ayırmaya başladılar. Çoğu elini, kolunu kullanamaz durumdaydı. Aylarca evlerinde hapis kalan gençler vardı, bunlar alet kullana kullana bütün organlarını kullanmaya başladılar. Şimdi çok rahat çalışıyorlar. Teknoloji son derece önemli, ama bir şeyleri mekanize ederken insanı da unutmayalım. Engellisi olur, sağlamı olur; kadını olur, erkeği olur ama insanın varlığını hep hissedelim” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından “Yeni Nesil Teknolojileri” ve “Dijital Dönüşüm ve Etkileri” konulu oturumları düzenlendi.