Madencinin Kömür, Kapitalizmin Yüz Karası: SOMA

0
108 views

Mehmet Besleme – Kimya Y. Mühendisi

Kömür; Milyonlarca yıl önceki jeolojik devirlerde bazı bitki türlerinin bataklıklarda uygun nem ve sıcaklığın oluşması, ortamın asit miktarının artması, gerekli organik maddelerin bulunmasıyla bozunarak çürüyüp, su altına inmesi ve bataklığın üstünün zamanla toprak tabakalarıyla örtülmesi ile bitkilerin selülozlu yapılarının parçalanıp, karbonlaşması sonucu oluşur.

 

Jeolojik devirde iki büyük kömür oluşum çağı vardır. Bunlardan daha eski olanı Karbonifer (345-280 milyon yıl önce) ve Permiyen (280-225 milyon yıl önce) dönemlerini kapsar.

 

İkinci büyük kömürleşme çağı ise Kretase (142-65 milyon yıl önce), tebeşir döneminde başladı ve Tersiyer (65-2,5 milyon yıl önce, Türkiye’deki linyitlerin büyük bölümü ise (tersiyer döneminin Miyosen evresinde, 23-5 milyon yıl önce oluşmuştur.) dönemi sırasında sona erdi.

 

Toprak katmanları altında kalan bitkiler nem, basınç, sıcaklık ve bakteriler etkisiyle değişime uğrar.  Bu değişim sırasında karbon miktarı artarak kömürleşme başlar. Genel olarak, karbon miktarı %60 dolayında olanlara turba, %70 dolayındakilere linyit, %80–90 arasında olanlara taş kömürü ve %94 civarındakilere ise antrasit denir. [[1]]

 

Jeolojik olarak yaşlı kömürler genellikle daha kalitelidir.

Kömürleşme sırasında metan gazı üretilir

Toprak altında kalan bitkilerin bozunması sırasında önemli miktarda metan gazı üretilir. En çok metan gazını yaşlı kömürler üretir. Zonguldak havzamızdaki taş kömürleri milyonlarca yılda bir ton kömür oluşurken ortalama olarak 75-200 m3 metan gazı üretir. Bu gazın 20-25 m3 kadarı bünyede tutulur, diğer bölümü zaman içinde uçar, kaybolur. Bu bünyede tutulmuş olan metan gazı, taş kömürü üretimi sırasında, fışkırarak açığa çıkar ve havayla temasında eğer havadaki oranı % 5’i bulursa, bir kıvılcımla karşılaştığında infilâk eder ki, buna grizu patlaması denir.

Linyitler havada oksitlenirler (yanarlar)

Linyit gibi genç kömürler de metan üretirler, ancak miktarı azdır ve bu nedenle linyit üretiminde grizu kazaları çok daha azdır. Ancak linyitler havayla temas ettikleri zaman oksitlenirler, yani kendiliğinden yanarlar.

Oksitlenme sırasında ısı açığa çıkar ve linyit ısınmaya başlar, ısındıkça daha hızlı oksitlenir ve bir süre sonra kendiliğinden yanmaya başlar. Bu durum, özellikle linyit tozları için daha hızlı olur. Bu yavaş oksitlenme sırasında bir başka tehlike açığa çıkar;

Linyitteki karbon oksitlenince karbon dioksit gazı oluşur;  

C + O2 à CO2 + ısı

Linyit ısındıkça bu karbon dioksit gazı, kömürdeki diğer karbonlarla reaksiyona girer;

         CO2 + C à 2CO

reaksiyonu ile karbon monoksit gazı üremeye başlar. Özellikle yeraltı linyit üretimi yapılan ocaklarda yeterli miktarda taze hava olmadığından; için, için yanan linyit karbon dioksit-CO2 değil karbonmonoksit-CO üretir.

Bilindiği üzere, CO2 nötr, zararsız bir gazdır, o nedenle gazlı içeceklere katılır. Ama karbon monoksit gazı hem çok zehirlidir ve hem de havadaki miktarı belli sınırı aştığı zaman patlar. [1]

Karbonmonoksit gazı ölümdür

İnsan sağlığı açısından çok tehlikeli bir zehir olan karbonmonoksitin, solunduğu zamanki etkileri ve sonuçları aşağıdaki tabloda açıkça görülebilir.[[2]],[[3]],[[4]]

 

Havadaki Miktarı*

Belirtiler ve Sonuçlar

35 ppm (% 0,0035)

6-8 saat sürekli temas halinde; baş ağrısı ve baş dönmesi

100 ppm (% 0.01)

2-3 saat temasta; hafif baş ağrısı

200 ppm (% 0,02)

2-3 saat temasta; hafif baş ağrısı, bilinç kaybı

400 ppm (% 0,04)

1-2 saat temasta; alında baş ağrısı

800 ppm (% 0,08)

45 dakika-2 saat temasta; 45 dakikada baş dönmesi, kusma ve titreme ve 2 saat duyu kaybı

1.600 ppm (% 0,16)

20 dakika içinde; baş ağrısı, kalp çarpıntısı, baş dönmesi ve kusma. 2 saat içinde ÖLÜM.

3.200 ppm (% 0,32)

5 dakika içinde; baş ağrısı, baş dönmesi ve kusma. 30 dakika içinde ÖLÜM.

6.400 ppm (% 0,64)

1-2 dakikada; baş ağrısı ve baş dönmesi. 20 dakika içinde; titreme, nefes durması ve ÖLÜM.

12.800 ppm (% 1,28)

2-3 nefeste bayılma. 3 dakika içinde ÖLÜM.

 * ppm : parts per million : milyonda bir

Karbonmonoksit gazı patlar

Karbonmonoksit havadan biraz hafif, kokusuz ve renksiz, yanıcı sinsi bir gazdır.

         2CO + O2 à 2CO2 + ısı

Reaksiyonu ile yanarak ısı üretir. Ancak havadaki karışımları belli miktarlara ulaşınca, bir kıvılcımla temas halinde veya sıcaklığı 593,3oC’ye (Tutuşma sıcaklığı) ulaşınca[[5]] çok şiddetle patlar.

Karbonmonoksitin havadaki miktarı:[[6]]

50 ppm (% 0,0050)’den küçük ise                    : Güvenlidir

50 – 1.200 ppm (% 0,0050 – % 0,12)               : Güvensiz

1.200 – 125.000 ppm (% 0,12 – % 12,5)           : Tehlikeli

125.000 – 750.000 ppm (% 12,5 – 75)              : Şiddetle patlar

750.000 ppm (% 75)’in üzerinde ise                           : Patlamaz

 

Diğer bir deyişle karbonmonoksitin;[[7]]

 

Alt Patlama Sınırı  : % 12,5 (125.000 ppm), Üst Patlama Sınırı : % 74,20 (742.000 ppm) şeklinde verilir.

 

Madende kullanılması zorunlu elektrik ekipmanları standartları

Yanıcı ve parlayıcı maddelerin bulunduğu ortamlarda kullanılacak olan her türlü elektrikli cihaz, lamba, anahtar vb. armatür, elektrik panosu, kablo irtibat kutuları gibi donanımın muhakkak surette yüksek koruma sınıflı olması gerekir.

Madendeki katliamın sebepleri [1]

Soma’daki madende yaşanan katliamın esas sebebi, yukarıda açıklamaya çalıştığımız temel mühendislik bilgilerinden yoksun bir güruhun, madenin işletilmesinde yetki ve karar sahibi olmasındandır.

1-    Üretimi durdurulan galerilerde, üretim sırasında ortaya saçılan linyit tozları temizlenmediği için ve havayla temasta bırakılan linyit damarları hızla oksitlenmeye başladığı için karbonmonoksit üretmeye başlamışlardır. Hâlbuki üretimin durdurulduğu galerilerde tozlar toplanmalı, kalıntı damarlar betonlanarak havayla temasları kesilmelidir.

2-    Basına yansıyan ilk inceleme raporunda ana galerinin tavanındaki açık linyit kitlesinin havayla temas etmesi nedeniyle ısındığı ve için, için yanarak kızıştığı, çok fazla karbonmonoksit ürettiği için infilâk ederek (muhtemelen karbonmonoksitin tutuşma sıcaklığına ulaştığından) galerinin çöktüğü ifade edilmiştir. Böylece hızla karbonmonoksit üretilerek havadaki miktar zehirleyici dozlara yükselmiş ve yangın başlamıştır.

3-    Katliamın yaşandığı 13 Mayıs günü madendeki karbonmonoksit ölçerlerden alınan bilgilerin işlendiği aşağıda görülen grafik basına yansımıştır.

Saat 14:00’den 15:02’ye kadar ocaktaki karbonmonoksit düzeyi zaten yukarıdaki tabloda görülen ölümcül sınır olan 1.600 ppm’in çok üzerindedir. Anlaşıldığı kadarıyla, karbonmonoksit ölçen duyargalar (sensörler) zaten sağlıklı çalışma için öngörülen üst sınırların çok üzerinde alarm verecek şekilde ayarlanmıştır. Saat 14:09 dolayında 2 kez “tehlike sınırı aşıldı” şeklinde gösterilen noktalardaki CO miktarları neredeyse 50.000 ppm cıvarındadır. Bu değer ise anî ölüm sebebi olan 12.800 ppm’in çok üzerindedir.

Saat 15:02’den itibaren ise CO miktarı 15:06’ya kadar, yani 4 dakika içinde 500.000 ppm’e, % 50,0’ye fırlamıştır. Bu durumda açığa çıkan CO miktarı patlama alt sınırı olan % 12,5’i birkaç misli aşmış, diğer bir deyişle, ana galeri tavanındaki linyit betonlanarak hava ile teması kesilmediğinden için, için yanan linyitin ürettiği çok miktardaki CO, ya 593,3oC tutuşma sıcaklığına ulaşarak veya güvensiz ve korumasız elektrik donanımından aldığı bir kıvılcım ile infilâk etmiş ve yangın başlamıştır. Başlayan yangın, ortamdaki oksijeni hızla tükettiğinden ortam CO ile dolarak yüzlerce ölüme yol açmıştır.

4-    Bütün bunlara elbette; işletmesi özelleştirilmiş olan madende eğitimsiz işçi çalıştırmak, 1,5 milyon tonluk üretim için projelendirilmiş bir madende, üretimi 2 misline çıkarmak için işgücünü 2 misline çıkararak madende teknik sınırların üzerinde işçi çalıştırarak her türlü riski arttırmak, üretimden sorumlu teknik elemanlara yetki vermemek, kaza halinde kaçış ve kurtarma plânlaması yapmamak, Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun madenlerle ilgili sözleşmesini imzalamamak, ocak içinde yeterli ve güvenli bir haberleşme sistemi kurmamak, işgücünü taşeronlaştırmak ve benzeri pek çok bilinçli eksiklik, ihmal ve hatayı eklemek gerekir.

SONUÇ

Günlerdir süregelen ve işyeri uygulamasına dönüşmüş işlenen bu seri cinayet asgari düzeyde göstermelik dahi olamayan, iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımının sonucunda ortaya çıkmıştır. İşyerinde taşerona dayalı üretim politikası, çıkartılan kömürün alım garantisiyle devlete satılıyor olması, devletin alım garantisi kapsamındaki kömür üretim kapasitesinin yıldan yıla arttırılması cinayete uzanan sürecin taşlarını dizmiştir.

Hükümetin, Soma faciasında yakınlarını kaybeden kişilerin ekonomik zararlarının giderilmesi için başlattığı yardım kampanyaları ve aldığı tedbirlere baktığımızda da sosyal maliyetlerin tazmin edilmesi ve bir sonraki kaza anına kadar sorunun küllenmesine yol açan bir siyasetten kurtulmayacağı kesindir.

Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan kamu madenlerinin işletilmesinde; devletin pay almasına dayalı üretim sistemi, hizmet sözleşmesi yöntemleri, araya çifte taşeronun girmesi, metraj üzerinden kâr payı ödenmesi, maden şirketlerine üretimde alım garantisi getirilmesi gibi nedenlerle aşırı üretim tetikleniyor. [[8]]

Plansız, üretim için üretime dayalı bu işletmecilik, işçilerin ve diğer tüm canlıların yaşam çevrelerinin yok olmasına, tarım başta olmak üzere pek çok diğer istihdam biçimlerinin de verimsizleşmesine yol açıyor. Salt büyümeye dayalı bu istihdam politikasının getirdiği üretim kaosunun çıktısına karşı önlem almak için öncelikli olarak, maden işletmesinin hizmet sözleşmesi yoluyla gördürülmesi usulünden vazgeçilmesi gerekecektir.

İŞÇİLER ÖNCE KENDİLERİNİ ÇALIŞTIRAN ŞİRKET İLE DEVLET ARASINDAKİ, SÖMÜRÜ DÜZENİNİ KURUMSALLAŞTIRAN SÖZLEŞMENİN HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNU GÖRMELİDİR. BU SÖZLEŞME VAR OLDUĞU SÜRECE TAŞERON SİSTEMİ DE, TAŞERONA DAYALI SÖMÜRÜ DE ORTADAN KALKMAYACAKTIR.

Mesele gerçekten taşeron sisteminin madencilik sektöründen kaldırılmak istenip istenmediği meselesidir. Kamu işletmeciliğinin bir biçimi olarak işçi denetimi altında, işyerlerinin çalışanlar tarafından işletilmesi mümkün kılınabilirse, işçiler ne bürokrat taşeronlarının ne de piyasa taşeronlarının esiri olacaktır. [8]

Taşeron sistemine karşı tarihimiz, işçi denetimi ve işyeri yönetimi deneyimleriyle doludur. Madencilerin Yeniçeltek direnişi de bunlardan sadece birisidir.


 


[[1]] : Dural Halûk (25.05.2014),Kimya Y. Mühendisi, “Soma Maden Katliamı ve Mühendislik Sefaleti”.

[[2]] : http://en.wikipedia.org/wiki/Carbon_monoxide_poisoning

[[3]] : Goldstein M (December 2008). "Carbon monoxide poisoning". Journal of Emergency Nursing: JEN: Official Publication of the Emergency Department Nurses Association 34(6): 538–542. 

[[4]] : Struttmann T, Scheerer A, Prince TS, Goldstein LA (Nov 1998). "Unintentional carbon monoxide poisoning from an unlikely source". The Journal of the American Board of Family Practice 11 (6): 481–484.

[[5]] : Ignition Temperature of CO : http://www.usmra.com/minegasqa.htm#co

[[6]] : http://www.cemnet.com/Forum/thread/109103/re-explosion-risks-of-co.html

[[7]] : http://www.engineeringtoolbox.com/explosive-concentration-limits-d_423.html

[[8]] : Fevzi Özlüer (Mayıs 2014),Avukat, “Soma’da İşçi Denetimi ve Kamu Hukuku”, Ankara